Korkutarak Sindirme

 Korkutarak Sindirme

“Yüzlerce insan bu paylaşımlardan dolayı ya hala tutuklu bulunmaktadır ya da yargılanmaları devam etmektedir.”

9 Haziran 2024

 

Dünyadaki tüm burjuva devletler, kendilerini var etmek ve iktidarlarını ayakta tutmak için birçok yola başvurur. Faşizm en baskıcı biçim olarak burjuvazinin başvurduğu iktidar biçimidir. En demokratik görünen iktidarlar bile sıkıştıklarında baskı ve yasaklamalara başvurmaktan geri kalmazlar. Bu iki iktidar biçimi arasında sadece nicel farklılıklar vardır. Nitelik olarak her burjuva devlet, özünde gericidir. Lenin, Devlet ve Devrim adlı eserinde bu meseleyi oldukça geniş bir şekilde ele alıp incelemiştir.

Türkiye bir cumhuriyet olarak kurulsa da hiçbir zaman bir burjuva cumhuriyet olarak demokrasi uygulamadı. Yüz yıldır faşizmle yönetilmektedir. 1960 Anayasası kısmi demokratik hakları yazılı bir metin haline getirdiyse de bu, fazla uzun sürmedi. 1971 askeri darbesiyle tüm demokratik haklar rafa kaldırıldı. 12 Eylül askeri cuntası en kanlı faşizmin hüküm sürdüğü yıllar oldu. 12 Eylül Anayasası burjuvazinin ihtiyaçlarına uygun bazı değişikler içerse de özü aynı kalmak üzere hala yürürlüktedir. AKP, 2002 yılından bu yana bir iktidar partisi olarak Türkiye tarihinin son 22 yılının en faşizan hükümeti olarak baskı ve katliamlarına devam etmektedir.

AKP iktidarı, en yasakçı ve baskıcı hükümet olarak 2015 yılından bu yana açık faşizme geçerek sınır tanımadan baskı, yasak ve işkenceyle toplumu yönetmeye devam ediyor. AKP, gerici ve faşist bir kitle tabanına sahip bir parti olarak 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde yenilgi almış olsa da, Mayıs 2024’te kazandığı cumhurbaşkanlığından aldığı “güçle” baskı ve zulüm etmeye devam ediyor. Son beş yıllık bir dönemde kitleleri korkutarak sindirmenin bir diğer yolu olarak X ve Facebook üzerinden R.T.Erdoğan’ı ve hükümeti eleştiren paylaşımlardan dolayı insanlar tutuklanıp yargılanmaktadır. Yüzlerce insan bu paylaşımlardan dolayı ya hala tutuklu bulunmaktadır ya da yargılanmaları devam etmektedir.

Bu uygulamanın bir diğer ayağı da yurtdışında yaşayan insanlara karşı uygulanmaktadır. Yurt dışında yaşayan Kürtlere, devrimcilere, demokrat ve Alevilere karşı AKP iktidarı büyük bir saldırıya geçmiş bulunuyor. Tüm bu kesimlerden insanlar katıldıkları bir gece, bir yürüyüş, bir tatil kampı ya da bir piknikte hatıra için paylaştıkları bir fotoğraf dahi gerekçe gösterilerek Türkiye’ye gittiklerinde hava alanı girişinde ya da çıkışında göz alına alınarak sorgulanmaktadır. Paylaşılan fotoğraf ve yapılan ihbarın içeriğine bakılarak tutuklanabilmekte ya da yurt dışı yasağı konularak haklarında davalar açılmaktadır. Bu gözaltıların birçoğu yapılan sahte ihbarla ya da AKP’nin görevlendirdiği ajanların çektiği fotoğraflar üzerinden yapılmaktadır.

AKP, insanların en demokratik hakkı olan yürüyüş ve gösteri hakkına tahammül etmeden insanları gözaltına alıp korkutup sindirmeye çalışıyor. Birçok insana para ve çeşitli vaatler karşılığı işbirliği teklif edilmekte, kabul etmeyenler korkutulup tutuklanmayla tehdit edilmektedir.

AKP’nin bu korsan uygulamaları, inanların gözaltına alıp bırakılmaları durumda hiçbir yasal bir işlem yapılmamaktadır. Böyle bir durumda gözaltına alınan ve bırakılan hiç kimse, AKP’nin bu uygulamasının tek amacı insanları korkutarak sindirmek ve devrimci çevrelerden uzaklaştırmaktır.

Bu durumlarda yapılması gereken buna karşı devrimci bir duruş sergileyerek AKP’nin bu korkutma ve sindirme politikasını boşa çıkartmaktır. Buna karşı davalar açmak, Avrupa kamuoyunu bilgilendirmek ve kampanyalar açarak AKP iktidarının bu keyfi uygulamasını teşhir etmek için tüm devrimci çevrelerin bir araya gelmesi oldukça önemlidir.