Kaypakkaya’nın Gençlik ve İşçi Sınıfı Mücadelesine Yaklaşımı

Kaypakkaya’nın Gençlik ve İşçi Sınıfı Mücadelesine Yaklaşımı

“Kaypakkaya’nın sadece direnişinden değil pratiğinden de öğrenmeliyiz.”

14 Mayıs 2024

 

Bundan tam 51 yıl önce TC devletinin işkencehanelerinde komünist tavır takınarak ve devletin temsilcilerini yenerek ölümsüzleşen İbrahim Kaypakkaya; 1960’lı yılların ikinci yarısında dünyanın dört bir yanında alevlenen sınıf mücadelesinin Türkiye’deki karşılığı olan devrimci mücadelenin içerisinde yetişmiştir.

Kaypakkaya, daha genç yaşlarında ülkenin sosyo-ekonomik durumu, siyasal rejimin niteliği, ulusal sorun, devrimin yolu … vb. daha birçok konuda komünist aydınlanmanın öncü neferi olmuştur. Yoldaşın düşüncelerinin ifadesi olan ve aynı zamanda ülkenin sorunlarına çözüm olarak kaleme aldığı 5 temel belge, Türkiye devrimi için komünist bir manifesto değeri taşımaktadır.

Kaypakkaya yoldaş, İstanbul Çapa Yüksek Öğretmen Okulu ve aynı zamanda İstanbul Fen Fakültesi öğrencisiyken okuldaki öğrenci eylemliliklerine katılmış aynı zamanda Fikir Kulüpleri Federasyonu’nun (FKF) Çapa Fikir Kulübü’nün kurulmasında da yer almıştır. Okul ve çevresinde Fikir Kulüpleri düşüncesi doğrultusunda sosyalist düşüncenin yaygınlaşması için gençlik içerisinde faaliyet yürütmüş; Çapa Yüksek Öğretmen Okulu’nda okurken okuldaki devrimci çalışmalarından dolayı okulla ilişiğinin kesilmesinden sonra profesyonel devrimci faaliyete atılmıştır.

FKF doğrultusundaki bütün fikir hareketlerine, çevredeki eylemlere; toplantı, forum, açık oturum ve bir kısım öğrenci ve işçi eylemlerine katılmıştır. Dönemin devrimci gazetelerinden olan İşçi Köylü Gazetesi’nin -ki aynı zamanda bu gazeteye makaleler yazmaktadır- gençlik ve işçiler içerisinde dağıtımı yapmakla birlikte düşüncelerinin yaşam bulması için çalışmıştır.

“FKF’den sonra otomatikman üyesi olduğum DEV-GENÇ içerisinde PDA görüşlerimi savundum, 1970 yılı içerisinde İTÜ’de yapılan DEV-GENÇ toplantısına katılarak düşüncelerimi savundum.”  (Bütün Yazılar, İ.Kaypakkaya)

’68 devrimci gençliği okullarda boykotlar, direnişler, işgaller yaparken kendi akademik, demokratik sorunlarının çözümü için çabalarlarken diğer yandan da halkın sorunlarına ve çözüm yollarına da kafa yorarak okulun dışına çıkıp halkın sorunlarının çözümü için de mücadeleye katılmışlardır. Bu mücadelede Kaypakkaya da ön saflarda yer almaktadır. Kah Trakya’da Değirmendere köylülerinin toprak işgallerinde kah Petriks Pil Fabrikası işçilerinin grev çadırlarında işçilerle, köylülerle birlikte mücadelede yer almaktadır.

Kaypakkaya’nın proletarya partisinin kuruluşundan sonraki Dersim’deki faaliyetlerinin öne çıkarıldı ve bu faaliyetlerler hep anlatılageldi. Ama gerçekliğin diğer bir yanı ise Kaypakkaya’nın öğrencilerin akademik, demokratik mücadelede direniş, boykot ve işgallerle gençliğin sorunlarının ve mücadelesinin bilfiil içerisinde yer aldığı ve çözümler üretmesiydi. Silivri’nin Değirmendere köyündeki toprak işgaline İstanbul’dan öğrenci gençlik olarak köylülerin desteğine koştuklarına, Alibeyköy’ deki Demir Döküm Fabrika işçilerinin grev çadırlarında birlikte mücadele ettiklerine, direndiklerine tanıklık etmekteyiz.

’68’li yıllarda tüm dünyada esen özgürlük rüzgarı, ülkemizde de özellikle öğrenci gençlik içerisinde yaşam bulmuş, aynı zamanda dünyadaki anti-emperyalist rüzgar Türkiye’de de öğrenci gençlik içerisinde eylemlere sahne olmuştur. ODTÜ’ye gelen ABD Büyükelçisi’nin otomobili devrimci öğrenciler tarafından ters çevrilerek yakılmıştır. Yine 1968 yılının Temmuz ayında Amerikan donanmasının 6. Filosu İstanbul Boğazı’na demirlemiş, devrimci gençler ”Emperyalizme Karşı Bağımsızlık Yürüyüşü” düzenlemişlerdir. Gençlik, 6. Filoya karşı yürüyüşler yapmış, anti-emperyalist bilinci kuşanmıştır. Amerikan askerleri, İstanbul sokaklarında çeşitli taşkınlıklar yapmaları nedeniyle devrimci gençler tarafından İstanbul Boğazı’nda denize atılmaktan kurtulamamışlardır.

Ortadoğu’da siyonist İsrail’in Filistin halkına uyguladığı zulme karşı devrimci gençler; Denizler, Ulaşlar, Bora Gözenler -Bora Gözen Filistin’de ölümsüzleşti- Filistin halkının özgürlüğü için Beka’ya giderek Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) yanında İsrail’e karşı çatışmalara katılmışlardır. 1968’li yıllardaki gençliğin anti-emperyalist bilinç aynı zamanda enternasyonalistti. Onlar, halkların mücadelesine ölümü göze alarak katılıyorlardı.

Kaypakkaya yoldaş, Silivri’nin Değirmendere köyünde toprak işgali hareketinde köylülerle birlikte faaliyet yürüttü ve toprak işgalinde yer aldı. İstanbul’da Demir Döküm, Sungurlar, Horoz Çivi, Petriks Pil Fabrikası, Ege Sanayi, Eas Akü Fabrikası ve çevresindeki faaliyetlere, işçi hareketlerine katılmış işçiler arasında demokratik devrim görüşlerini yaymıştır. O, grevleri işçileri devrime hazırlayan bir okul olarak görmüştür. Hisar Çelik, Çelik Halat işçileri arasında İşçi-Köylü gazetesi dağıtımı yapmış, onların sorunları ve çözüm yolları konusunda tartışmalar yürütmüştür.

İstanbul’da Teksif, Petriks ve Grundig fabrikalarında yapılan grevlerde yine grev çadırlarındaydı. Bereç işçileri sarı sendikayı terk ederek mücadeleci sendikalara geçiş yapıyorlardı. İşte bu Petriks ve Bereç işçilerinin direniş çadırlarına İşçi- Köylü gazetesi götürülüyor, işçilerle tartışma toplantıları yapılıyordu.

İşçi sınıfının kendiliğinden mücadelesi 15-16 Haziran’da doruğa ulaştı. İşçiler; 15 Haziran günü Anadolu yakasındaki iş bırakıp yürüyüş başlattılar. Yürüyüş kolundaki tüm fabrika işçileri yürüyüşe katıldı. Trakya tarafındaki fabrika işçileri de iş bırakıp yürüyüşe katıldılar. 16 Haziran günü Anadolu yakasındaki işçiler Avrupa yakasındaki işçilerle buluşup büyük bir miting yapmak için yürüyüş başlattılar. Yüz binlerce işçi bu yürüyüşe katıldı. Devletin kolluk güçlerinin kurduğu barikatlar parçalandı. Devletin görevlileri OHAL ilan ettiler, sendika görevlilerinin de işçileri sükunete davet edip fabrikalara dönmeleri konusunda çağrı yapmaları üzerine kendiliğinden başlayan bu eylem sonuçlanmış oldu.

15-16 Haziran’daki doruğa ulaşan bu işçi sınıfının eylemini ve ardından gelen zor mücadele günlerinden Kaypakkaya yoldaş önemli dersler çıkarmıştır. Bununla ilgili de yazılı hale getirdiği derslerden kısacık bir-iki örnek: “İşçi hareketi, devrimin şiddete dayanacağını, bunun zorunlu ve kaçınılmaz olduğunu gösterdi.”  “…15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi, gerçek kahramanın kitleler olduğunu bir kez daha gösterdi…” (Bütün Yazılar, İbrahim Kaypakkaya)

Bundan tam 51 yıl önce TC devletinin işkencehanelerinde komünist tavır takınarak ölümsüzleşen İbrahim Kaypakkaya’nın gençlik, işçi sınıfı içerisinde çalışarak çıkardığı dersler ışığında bugün gençliği, kadınları, çeşitli milliyetlerden işçi sınıfını demokratik devrim, sosyalizm mücadelesinde örgütlemek göreviyle karşı karşıyayız. Kaypakkaya’nın sadece direnişinden değil pratiğinden de öğrenmeliyiz.